
|
Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Umre, gelecek umreye kadar ikisinin arasındaki günâhların keffâretidir. Makbûl haccın ise cennetten başka bir mükâfaatı yoktur.” Hz. Âişe (r.anhâ)'dan şöyle rivâyet edilmiştir: - Yâ Resûlallâh (s.a.v.), kadınlara cihâd var mı? dedim. - “Evet onlara içinde savaş olmayan bir cihâd vardır; Hacc ile Umre” buyurdular. Hacc İslâm'ın eşitlik prensibinin en içten yaşandığı bir ibâdettir. Dünyânın dört bir tarafından gelmiş renk, dil, ırk ve coğrafyası ayrı insanları inanç, gâye ve mekân birliğiyle birbirine bağlar. Cenâb-ı Hakk katında kalıbın değil, kalbin ve onun taşıdığı îmân ve vecdin önemli olduğunu gösterir. Hiçbir beşerî gücün bir araya getiremeyeceği bu insan seli, Hz. Âdem (a.s.)'ın tavafa başladığı bu mübârek beldede toplanarak Müslümânların Allâh (c.c.)'ün ipine hep birlikte sarıldıkları takdîrde îmân güç ve birliğinin nelere kâdir olacağını şuurlu kafalara nakşeder. Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz müjdeliyor: “Bir kimse Allâh için hacc eder de kötü sözlerden ve fenâlıklardan uzak kalırsa, anasından doğduğu günkü kadar temiz ve günâhsız olur.” “Kabûl olunan haccın mükâfaatı ancak cennettir.” “Vefâtımdan sonra beni ziyâret eden, sağlığımda beni ziyâret etmiş gibidir.” “Kabrimi ziyâret edene şefâatim vâcib olur.” Mü'min bu müjdeler karşısında şu hadîs-i şerîften de sakınmalıdır: “Bir kimse masraflarına gücü yetip de Kâ‘be'yi ziyâret etmesi mümkün iken hacc farîzasını edâ etmezse, onun yahudî veyâ hıristiyan olarak ölmesine hiçbir mâni yoktur.” (İsmail Kaya, İslâm Dînî ve İlmihâli, 233.s.) Allah indinde Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi (Subhanallah), tahmidi (Elhamdulillah), tehlili (La ilahe illallah) ve tekbiri (Allahu ekber) çok söyleyin!
Kurban Bayramında Haneniz Saadet Ve Tebessümle Dolsun... Rabbimin İzniyle Kurban bayramımız hac ta nasip olacak... Dualarınızda Bulunmak Ümidiyle.. Gönül Dostları Dualarımızda... Hayırlı Bayramlar... |
|



