Kisisel gelisim - (Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed) - Blogcu



6/10/2009 • Kategori: Kisisel gelisim


Herkes kendi resmini çizer.
 
Öyle diyor Mevlânâ:

“Dün, dünle beraber gitti cancağızım.
Bugün, yeni
şeyler söylemek lâzım.”

Biz de öyle yapalım… Yepyeni bir ruhla ve a
şkla uyanalım. Hayat toprağımızı yeniden karıp karıştıralım. Ve toz toprağın içinden o günün en güzel gülünü çıkaralım…
Evet, öyle yapalım. Günümüze Hz. Peygamberin (a.s.m.) bir duâsı ile ba
şlayalım:
“Ey Rabbim! Bu günün ve bundan sonra gelecek günlerin hayrını Senden isterim ve şerlerinden Sana sığınırım…”

Geçenlerde bir resim sergisinin açılı
şına dâvetliydim. Hatıra defterine bir şeyler yazmaya çalıştım. Oraya yazamadıklarımı ise, sizlerle paylaşayım dedim.
Sevgili genç karde
şlerim. Bir gönül sohbetine ne dersiniz?
Bu dünyada herkes kendi resmini çizer.
Öyleyse çizdi
ğin resme dikkat et.
O resimler; kare kare tuvale aksettirdi
ğin o şeyler yorumlanacak bir gün…
İyi bil ki, kendi resmini çiziyorsun yaşarken…
U
ğraşğın neyse, sen o’sun işte.
Gün gelip bu resim yorumlanacak…
Erbabı ve ehli tarafından.
Hem de en ince ayrıntısına kadar…
Ne fazla, ne eksik. Ne az, ne de çok.
Duvara vuran aksin, yere dü
şen gölgen bile unutulmayacak.
Yaman bir gün olacak.
Ufak ufak ama her
şeyi yazılı bulacaksın o resimde. O gün, her şeyi…
Elde kalem ya da fırça fark etmez, sen hayat denilen tuvale kendi resmini çiziyorsun.
Söyledi
ğine ve yaşadığına dikkat et.
Bu dünyada büyük bir aynanın önündesin. Boy aynasına bakıyorsun. Ve senin resimlerin aksediyor aynalarda. Uyusan da, uyumasan da…
Aynalar emiyor, yutuyor bir bir suretlerini, çizgilerini. Çizdiklerini.
Belki de farkında de
ğilsin.
Gizli kameralar önündesin. Ona göre ya
şa, ona göre gör, ona göre görün.
Sen neysen o’sun.
Seçtiğin yoldasın.
Seçti
ğin neyse o yolda yürüyorsun.
Bize verilenden sorumluyuz. Güzel izler bırak.
“Kolay bırakılan izler çabuk silinir,” biliyorsun.
De
ğiştirmek istersen resmini o da elinde… Beğenmiyorsan aynadaki görüntünü, geç kalmış sayılmazsın nefes aldıkça.
Güzel izler bırak geçti
ğin yollarda. Güzel suretler düşür aynalara.
Kaybolan günleri, ah vah edip yandı
ğın görüntüleri sil, çıkar aradan.
Sana yakı
şan halleri, tavırları, suretleri, sıfatları takın. Öyle görün aynalarda.
Riyadan uzak, sahteden ırak olsun ruhun.
Bulutların arasından parlayan yeni ay gibi pırıl pırıl göster çehreni.

Ey suretler, ey aynalardaki görüntüler. Zaman zaman bulutlansa da yüzünüz, hüzün kaplasa da içiniz, siz üzülmeyin.
Bak ne güzel diyor Mevlânâ:
“Lâ tahzen/ üzülme; bir yandan korku, bir yandan ümidin varsa/ iki kanatlı olursun./
Tek kanatla uçulmaz zaten./ Lâ tahzen / üzülme; sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek de
ğil, tozu almaktır./
Allah, sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır, niye kederlenirsin?
“Lâ tahzen/ üzülme; ta
ş, taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olmak dileyen taş; ezilmeyi, yontulmayı göze almalıdır.”

Güne
şin altında kaybolan bir şey yok. Unutulduğu zannedilen her şey, her değer gün ışığına çıkar bir gün.
Ona göre dur, ona göre görün, ona göre çiz resmini.
Sen kendi hayatını yazmaktasın. Dikkat et, kalemin ne i
şliyor, ne yazıyorsa sen o’sun.
Bediüzzaman bak ne diyor:
İşte, dünya süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı bir endam aynasıdır. Şu dünyadan her birimize birer dünya var, birer âlemimiz var. Fakat direği, merkezi, kapısı, hayatımızdır. Belki o hususî dünyamız ve âlemimiz bir sayfadır, hayatımız bir kalem onunla, sahife-i a’malimize geçecek çok şeyler yazılıyor.” (Mektubat)

Gün gelecek çizdi
ğin resim yorumlanacak ona göre.
Nasıl yaşarsan öyle aksedecek aynalara.
Çizdiğin kendi resmindir senin.
Aynalar önündesin. Aynalar emiyor her kareyi, her anı hapsediyor, sabitliyor resmini.
Ebedî bir hesap için zaptediyorlar.
Şimdi suretlerdesin. Sonra aynalarda ve görüntülerdesin. Dikkat et.
Maskeye ihtiyacın yok. Allah’ın verdi
ği o güzel yüze bir yüz daha ekleme.
İki yüzlülerden olma.
Sadelik ve yalınlık yakı
şıyor yüzüne.
Hüzün yakı
şıyor sana.
Öyle kal, daha güzelsin.
En güzelin ayinesisin.
Er adamına, dâvâ yiğidine yakışıyor hüzün.
Ver kendini Allah’a
Vur kendini tartıya.

Dünyayı saran yalanları ve korkulu rüyaları uyanışınla uyandır.
Donukla
şan ruhları, milyon hayatları kalbin ısıtacaktır.
Senin kalbin, o en güçlü yanın yapacaktır bunları.

Yeter ki inan, Allah’a güven ve O’na dayan…
Sen neysen o’sun.
Neyle me
şgul olduğuna bir bak.
Allah seni ne için yaratmı
şsa onunla ol. Fuzuli işleri bırak.
Melekler
şahidin olsun. Aynalar en güzel anlarını tutsun. Bir gün gelip çizdiğin resimler yorumlandığında yüzün aklardan daha ak olsun.
Seni seviyorum diye, senin üstüne üstüne gelen sahte sevgilerden medet yok.
Allah, kalbini korusun.
Yalan yanlı
ş sevgilerden.
İnsanı bu kadar sevdiğini söyleyenler, sen de biliyorsun ki yalan söylüyorlar. Bunlar seni kendine esir ederler. Sevgiler araç olmalı Allah’a giden yollarda, amaç olmamalı. Kalbin yolunu kesen eşkıyalar da var dikkat et. Alkıştan, şöhretten, üzerine abanan ellerden, yaban ellerden Allah korusun seni.
Seni sevenler, seni ait oldu
ğun yere bıraksınlar. Allah’a bıraksınlar. Rabbim seni bu zorlu sınavda yalnız bırakmasın.
Sen sadece O’nun kulusun, O’nun eserisin ve O’na aitsin. Bir kölenin iki efendisi olmaz.
Haydi ho
şça kal. Allah’a emanet ol.
Dikkat et, kalbin ve dü
şüncen neredeyse, kiminleyse sen o’sun. Dilerim bu uğurda bahtın ve talihin sana açık olsun.

Çizdiğin resme dikkat et. Yorumlanacak bir gün.



Selim Gündüzalp

 

8/7/2009 • Kategori: Kisisel gelisim


Yoksa biz halâ birilerine iyi görünmeye mi çalışıyoruz?
Yoksa biz halâ birilerinin gözünde değer mi kazanmaya çalışıyoruz?
Ya da ALLAH (celle celalüh) adına yaptığınız şeyleri kulların görmediğinden mi şikayetçiyiz?
Ne kadar iyilik yaparsak yapalım sonunda üzülen kırılan biz mi oluyoruz?
Hep ben mi alttan alacam diye düşünüyoruz?
Hiç merak etmeyin hem de hiç mi hiç merak etmeyin!!

Bir Hadisi Kutside Yüce Rabbimiz‘Ben kalbi kırıklarla beraberim’ (Keşfu’l-Hafa, 1, 234.) buyuruyor. Mevlâ bizimle olmayınca dünya bizimle olsa neye yarar.Ya da dünyanın bize ne faydası olur.. Mevlâ bizimle olunca neye ihtiyacımız var ki..

Hani bir söz var ya”iyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlık bilir” diye aşağıdaki ayeti kerimede bunu kanıtlıyor:
Lokman suresi 16. ayette; Lokman hekim oğluna verdiği nasihatinde;
16. (Lokman, öğütlerine devamla şöyle demişti) Yavrucuğum! Yaptığın iş (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de ALLAH onu (senin karşına) getirir. Doğrusu ALLAH, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.

Rabbimiz hardal tanesi dahide olsa bir iyiliği yok saymayacağını buyuruyor. Aranızda hardalın nasıl bişey olduğunu bilen var mı? bilenler vardır elbet, bilmeyenler kısa bir araştırma yapsınlar lütfen..

Bir Hadisi Şerifte ”ALLAHu Teâlâ bir kulunu sevdiği zaman Cibril’i çağırır ve ona: “Ben filanca kulumu seviyorum onu sen de sev” diye buyurur. Cibril’de bunun üzerine hemen onu sever. Sonra sema ehline nida edip: ”ALLAH (celle celalüh) (c.c.) filanca kulunu seviyor, onu siz de sevin”der. Sema ehline hemen onu severler. Sonra onu severler. Sonra onun için yeryüzü ehlinin (kalbine) bir saygınlık yerleştirilir.

ALLAHu Teâlâ bir kulunu sevmediği zaman ise; (yine) Cibril’i çağırır ve ona:
“Ben filanca kulumu sevmiyorum, onu sende sevme”diye buyurur. Bunun üzerine Cibril de onu sevmez ve Sema ehline nida edip:
“ALLAH (cellecelalüh) filanca kulunu sevmiyor. Onu sizde sevmeyin” der. Onlarda onu sevmezler. Sonra onun için yeryüzü ehlinin (kalbine) bir nefretlik yerleştirilir. (Müslim’de (2637)

O halde Rabbimizin rızasını kazandıktan sonra geriye ne kalıyor ki…!

2563 Ablama bu güzel mail için Teşekkür ediyorum

1/1/2009 • Kategori: Kisisel gelisim
Ünlü bir psikoloji sitesinin araştırmasına göre insanların klasik sözleri belirlenmiş.Bir kelime veya cümle olabilen bu söz;kişinin psikolojisi hakkında bilgi veriyormuş.

İşte en klasi sözler ve anlamları:
1-Bilemiyorum!(ilgisiz)

2-Sanmıyorum.(hoşgörülü)

3-Bence de...(toptancı,peşin fikirli)

4-Hayret bir şey.(aşırı hassas)

5-Öyle değil mi?(mantıksal)

6-Pardon(tembel)

7-Özür dilerim.(ukala)

8-Tamam.(unutkan,gamsız)

9-Peki efendim.(yağcı,dalkavuk)

10-Anlıyorum,anladım.(baştansavmacı)

11-Ne yani?(geçimsiz)

12-Çok ilginç.(felaket tellalı,kötümser)

13-Boşver!(havaleci)

14-Anlatabildim mi?(kibirli)

15-Yazıklar olsun.(kıskanç)

16-Sonra.(kararsız)

17-Belki.(cesaretsiz)

18-Yazık.(suçlu)

19-Bana ne.(narsist,bencil)

20-Öyle olsun.(çekingen)


YORUM SİZDEN... :)
30/12/2008 • Kategori: Kisisel gelisim
Hicret, göç etmektir. Maddî göç bellidir. Bir şehirden diğer bir şehre gitmek gibi...

Manevî göç teferruatlıdır. Bir Müslüman, bulunduğu beldede veya şartlar içinde dinini yaşayamıyorsa, o Müslüman dinini yaşayacağı bir beldeye gidebilir.

Bulunduğumuz odada televizyon varsa ve odada bulunanlar istemediğimiz bir programı izliyorlarsa, o odadan diğer bir odaya geçmek HİCRETTİR.

Akrabalar, arkadaşlar, komşular İslam'a aykırı yaşayışlarını sürdürmek için toplanmışlarsa, onların toplantısına katılmamak HİCRETTİR.

Her gün kahveye gidenler, her gün sohbetlere gitmeye başlarsa bu hal bir HİCRETTİR.

Kötü arkadaştan ayrılıp, âlimleri ziyarete gitmek HİCRETTİR.

Buyrulmuş ki "Bir dağın hareket ettiğini duyarsanız inanın; bir insanın huyunun değiştiğini duyarsanız inanmayın." Huylar değiştirilmez ama yönü değiştirilir. Huylara yön vermek, yönünü değiştirmek HİCRETTİR.

Bedenimizi bir yerden bir yere taşıma yerine, huyumuzu, âdetimizi, örfümüzü bir yerden bir yere taşıyalım.

Peygamberimiz'in ve O'nunla beraber hicret eden sahabenin bu hareketi, bütün Müslümanlara örnektir.

Bulunduğunuz işyerinde İslamiyet'i yaşayamıyorsanız, işinizi değiştirin.

Oturduğunuz muhit iyi değilse, evinizi değiştirin. Yaşayış tarzınızdan siz ve yakınlarınız memnun değilse, yaşayış tarzınızı değiştirin. Bu değişiklikler, dünyanızı cennet eder.

Alak Sûresi "oku" diye başlar. Nasıl okuyacağımızı da hemen açıklar: "Oku, seni yaratan Rabbinin adıyla..."

Ne okursak okuyalım, Allah adına okumak lazım. Allah'ın yarattıklarını öğrenmek için okumak, dalaletten hakka HİCRETTİR.

Bir hanım tesettürün şartlarına riayet etmiyorsa, karar verip tesettürün şartlarını tam yerine getirmesi HİCRETTİR.

Çocuğumuza Kur'an öğretmeye başlamak bir HİCRETTİR.

Kısacası insanın kendi hayatında yaptığı iyiliklere doğru hareketlerin bütünü HİCRETTİR.

Hicret zordur; fakat cennet de ucuz değildir.

Allah, türlü işkencelere maruz kalan Peygamber'ine ve Müslümanlara, "hicret edin" diyor. "O işkencenin içinde kalın, sabredin" demiyor. Bu ayetten, olaydan bizim almamız gereken ders şudur: "Müslüman bile bile zarara giremez, haramdır!"

Haline bak...

Olumsuz bir durum varsa, olumlu hale geçmeye çalış. İşte hicret budur.

"Yer çalışsın, gök çalışsın, sen sıkılmazsan otur!

Bunların hakkında bilmem bir bahanen var mı? Dur!

Mâsivâ bir şey midir, boş durmuyor Hâlık bile,

Bak tecelli eyliyor bin şe'n-i günâgûn ile.

Ey bütün dünya ve mâfihâ ayaktayken, yatan!

Leş misin, davranmıyorsun? Bari Allah'tan utan!"

Mehmed Akif Ersoy

Yazan;HEKİMOĞLU İSMİL
16/10/2008 • Kategori: Kisisel gelisim


SUSARIZ…


Konuşulan konuyu boş, basit ve anlamsız buluyoruzdur, konuşmayı da gereksiz ve anlamsız buluruz…


Susarız…


Konuşulanlar öyle abes ve mantık dışıdır ki sadece hayretle dinler ve sessiz bir tepkiyle belli ederiz duruşumuzu…


Susarız…


Sessiz bir onaydır susuşumuz… Biraz utangaçlık belki ama içten bir katılıştır söylenenlere…



Susarız…


Dile getirilmeyen bir öfkedir bazen suskunluğumuz… Öylesine yaralanmışızdır ki yaralamak isteriz, yüreğini acıtmak ve kanatmak…Ve biliriz ki hiçbir söz acıtamaz, yaralayamaz ve kanatamaz kimseyi bir suskunluk kadar…Ve susmak en acımasız, öldürücü silahtır bazen…


Susarız…


Hassas ve kırılgan bir tepkidir… Küçücük bir hatırlatmadır belki… Fark edilmesi ve onarılması incelik ister… Ya yeniden bir kazanıştır ya da aleyhte bir delil olarak kalır karşımızdaki için…



Susarız…


Kabul edilmiş bir hata ya da suçtur susuşumuz ve söylenecek her söz kaybetme riskidir… Korku eşlik eder suskunluğumuza…




Susmak; eylemsiz ve durağan bir edim gibi görünse de her susku bir şey anlatır yine de ve her suskunun bir nedeni vardır ve her susku içinde pek çok sesi hapseden sessiz bir eylemdir…

 

alinti


 

« Önceki ::