Mutlu olmak

2009-11-13 01:53:00


Küçük bir ülkenin insanları sabahleyin
radyo ve televizyonlarını açtıklarında,
 normal programın kesilerek ard arda
marşlar çalındığını duyarak meraka kapılmışlar.
Biraz sonra ekrana çıkan bir erkek spiker,
ayakta dimdik durmuş vaziyette:

–Büyük milletimiz!.. diye konuşmaya başlamış.
Sivil bir darbe ile ülke yönetimine el konulmuştur.
Bu günden itibaren her türlü iskemle,
 koltuk ve kanepenin yanısıra yerden yüksek
karyolaların kullanılması yasaklanmıştır.
Bu yasağı ihlal edenler, acayip şekilde cezalandırılacaktır.

Konuşmayı dinleyenler, bütün ihtilallerde olduğu gibi
 “kan gövdeyi götürecek” diye endişe ederken,
bu tek maddelik bildiri karşısında oldukça ferahlamış
ve emirlere her zamanki sessizlikleriyle itaat ederek
 yasaklanan eşyaları dışarı atmışlar.
 Fakir fukara da hepsini parçalayıp kışlık odun yapmışlar.

İskemle ve koltukları çıkartanlar,
evde ne kadar yatak minder varsa
hepsini yere indirerek orada oturmaya;
geceleri de aynı yerde yatmaya başlamışlar.
Ve önceleri biraz sıkıntı çekmelerine rağmen
 bu işe alışmışlar.
Üstelik, kısa bir süre sonra yemek masalarını da
 kapı dışarı etmişler.
Çünkü iskemle ve kanepeler olmayınca,
bu yüksek masaların bir işe yaramadığını görmüşler.
Fakir halka tekrar gün doğmuş ve
masalar da kışlık odunlar arasına katılmış.
 İnsanlar, yerdeki sedirlerin arasına yaydıkları
 bir örtü veya yer masası üzerinde yemek yedikten sonra,
 ortadaki masayı yuvarlayıp kaldırıyor ve daha önce uzun merasimler gerektiren yemek işini şipşak hallediyorlarmış.

Yer minderlerine iyice alışan insanlar,
bir müddet sonra yüksek dolap veya sehpalar
 üzerindeki televizyonlarını seyrederken
boyunlarının tutulduğunu farketmiş ve bu zahmetten
 kurtulmak için onları yere indirip
altındaki eşyaları evden atmışlar.
Sehpa ve dolapların çıkartılmasıyla birlikte
 odalar daha da rahatlamış ve “küçücük” denilen evlerin
aslında ne kadar geniş olduğu anlaşılmış.
 Bu arada sokağa atılan yeni eşyalarla,
 dar gelirli vatandaşların yakacak ihtiyacı da tamamlanmış.

Bir ay kadar sonra herkes:
“Allah bu ihtilali yapanlardan razı olsun” demeye başlamış.
Çünkü her geçen gün başka bir kolaylık ortaya çıkıyormuş.
 Yerde oturulduğu için elbise ve pantolonların
 ütüsü hemen bozulduğundan,
TV ekranlarında boy gösteren modacılar:

–Sayın seyirciler!.. diye kırıtıyorlarmış.
Daha önceki yıllarda nasıl ki yırtık kot,
dizleri ya da poposu aşındırılmış pantolon ve
 yamalı elbise modası görülmüşse,
şimdi de buruşuk elbise rüzgarı esmektedir.
Buruşmayan kumaşlar ucuzlayıncaya kadar da
bu moda geçerli olacaktır.”

İnsanlar, duydukları karşısında adeta havalara uçmuş
ve haberin bitmesini bile beklemeden evlerindeki
bütün ütüleri dışarı fırlatmışlar.
Bu sefer de hurdacılar bayram yapmış.
Ütülerin atılmasıyla birlikte elektrik faturaları hafiflemiş, hanımların pembe dizileri seyrederken prizde unuttukları ütülerden çıkan yangınlar sona ermiş ve
 tabi ki ütü masalarının da atılmasıyla birlikte odalar
iyiden iyiye ferahlamış. Artık 70-80 metre karelik evler rağbet görüyor ve büyük evlerde yaşamış olan hanımlar,
 sabah kahvelerini yudumlarken:
“Bu evin çilesini boşuna çekmişiz kardeş,
gençliğimiz gitti vallahi” diyerek hayıflanıyormuş.
 Evlerin küçülmesiyle birlikte ev işlerine yardımcı olan
 kadınlara ayrılan paralar
 çocukların harçlıklarına ilave edilirken,
sadece “komşularda var” diye alınan lüks eşyalar
için harcanan milyonlar da,
yine onların dengeli beslenmelerine ayrılmış.
Dolayısıyla ikide birde hastalanan çocukların ilaç paraları,
 kısa bir süre sonra dörtte bire düşerek
geçim derdini önemli ölçüde hafifletmiş.

Küçük ülkenin bahtiyar insanları,
boğazlarını sıkarcasına etraflarını kuşatan eşyaları
kullanmaya mahkum olmadıklarını ve eski insanların
masallarda kalan mutluluklarının sebebini kavrayarak
gerçek hürriyetin ne demek olduğunu öğrenmişler.
Ve borçsuz yaşamanın verdiği rahatlıktan mı,
 yoksa yer yatağı sayesinde düzelen omurgalarından
 dolayı mıdır bilinmez,
her yerde dimdik yürümeye başlamışlar.

Aradan sadece bir yıl geçtikten sonra,
insanlar yine marş sesleri ile uyanmışlar.
 Ve karşılarında yine aynı spikeri görmüşler.
Ama adam, bu sefer lüks bir koltukta oturuyor ve:

–Büyük milletimiz!... diyormuş.
 Geçen yılki darbeciler,
yeni bir ihtilalle işbaşından uzaklaştırılmıştır.
 Bu konuda, başta koltuk ve kanepe üreticileri olmak üzere ülkemizin büyük iş adamlarının desteği alınmış durumdadır. Büyük gazetelerimiz de,
yarından itibaren her beş kupona bir iskemle
hediyesiyle sizleri ihya edecektir.
Ayrıntılı haber “Azzzz sonra” verilecektir.

Cüneyd Suavi

mutluluk hırs'la mal varlığı ile olmaz mutluluk kanaat'le elde edilir...

 

144
0
0
Yorum Yaz