Mevlid kandiliniz gül kokulu olsun

2010-02-25 18:51:00

  Selam sana nazlı Nebi Selam sana gözbebeği Mevla'nın kudretiyle selam. Selam sana nur-i dilara Selam sana Hakk habibi Rahman'ın kudretiyle selam. Selam sana Andelib_i Zişan Selam sana Muhammedi Cebrail'in yüreğiyle selam İbrahimce selam sana Rahimce selam sana Gafurca selam.   Ben seni görmeden sevdim. Ey bizler için gönderilen son PEYGAMBER Ben seni görmeden sevdim EFENDiM Hiç kimse sevilmedi senin kadar Ben seni görmeden sevdim EFENDiM Veysel Karani olamasamda Kapina yüzümü süremesemde Rüyamda hayalin göremesemde Ben seni görmeden sevdim EFENDiM Ebubekir Siddik olamasamda Yunus Emre gibi yanamasamda Rüyamda hayalin göremesemde Ben seni görmeden sevdim EFENDiM Heran dilimdedir mübarek adin Sana gelemedim icimde yangin Ahirettir benim enson durağım Ben seni görmeden sevdim EFENDiM abdurrahim karakoç   Gül bahcesine giren ya Gül olur ya Gül kokar Gül alıp, Gül satanlara, Terazisini gülde kuranlara, Rasulü özledikçe gül kokulayanlara, Gönülden selam olsun Mevlid kandliniz Gül kokulu olsun hayirlarla dolsun ..   ... Devamı

HAYATA GÜZEL BAK ;)

2010-01-16 15:27:00

Hikâye bu ya… İşte… Bir varmış bir yokmuş… Evin kadını sabah kalkmış, elini yüzünü yıkamış, havlu ile kurulamış. Sonra da aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç tel saç kılı görmüş. - Hımm… Demiş, Galiba bugün saçımı örgü yapacağım.                                                                            - Öyle de yapmış, günü de harika geçmiş! Ertesi gün kalkmış, aynı şekilde elini yüzünü yıkayıp, kurulanıp aynaya bakmış. Kafasında iki tel saç kalmışmış...        - Hımm… Demiş,  Bugün saçımı ikiye ayıracağım. Dediğini de yapmış, harika bir gün geçirmiş... Bir sonraki gün gene kalkmış, aynaya bakmış, kafasında tek tel saç var. -Tamam, tamam… Demiş.... Artık bugün atkuyruğu yaparım... Öyle de yapmış ve çok ama çok güzel bir gün geçirmiş... Daha sonraki bir günde aynaya baktığında görmüş ki kafasında bir tek tel bile kalmamışmış! --  Oooo! Diye tebessüm etmiş.. Oh be..Bugün saçımla vakit geçirme derdim yok! Söylenecek sözler: — Hayatta hiçbir şey dert edinmeye değmez… — Küçük şeylerden zevk almaya bakmak gerek... — Pozitif bakış açısı, böyle bir şeydir işte… — İstesek de istemesek de, hayat kilometresi &cced... Devamı

KAZANAN VE KAYBEDEN

2010-01-13 00:12:00

KAZANAN VE KAYBEDEN   Kazanan her zaman çözümün bir parçasıdır. Kaybeden her zaman problemin bir parçasıdır.   Kazananın her zaman bir programı vardır. Kaybedenin her zaman bir özrü vardır.   Kazanan “Bu işi senin için yaparım” der. Kaybeden “Benim işim değil ki” der.   Kazanan her sorunda bir çözüm görür. Kaybeden her çözümde bir sorun görür.   Kazanan “Uzak ama yolu biliyorum” der. Kaybeden “Yakın ama yolu bilmiyorum” der.   Kazanan çakılların yanındaki çimeni görür. Kaybeden çimenin yanındaki çakılları görür.   Kazanan “Zor olabilir ama mümkün” der. Kaybeden “Mümkün ama çok zor” der.   Kazanan konuşmak yerine yapar. Kaybeden yapmak yerine konuşur.   Kazanan ağlamak yerine çalışır. Kaybeden çalışmak yerine ağlar.   Kazanan beynini çalıştırır, Kaybeden çenesini … ... Devamı

AŞÛRE GÜNÜ

2009-12-25 22:50:00

AŞÛRE GÜNÜ Aşûre gününde, âile ferdlerine, yeme içme ve elbi­se bakımından, elini açık tutmak mendûbdur. Çünkü Beyhâkî ve Taberânî’nin Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.)’den rivâyet ettikleri Hadîs-i şerîfte: Cenâb-ı Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: “Aşûre gününde âilesi için bolluk sağlayan kim­seye, Allâhü Te‘âlâ da, bütün senesinde bolluk sağ­lar.” diye buyurmuşlardır. Sâdece Aşûre gününe mahsûs olmak üzere kına yakmanın, sürme çekmenin fazîletli olduğuna dâir rivâ-yetler sahîh değildir; (belki) mekrûhtur. Aşûre gününde Kerbelâ vak‘asını canlandırmak câiz değildir. Çünkü bu, râfızîlerin şiârıdır (âdetidir). Bu­nu hatırlamak isteyen olursa, önce Sahâbe-i kirâm (r.a.e.)’i hatırlar, sonra gâye olarak değil; Onlara ittibâ‘ ederek (uyarak) Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r.a.)’yı hâ-tırına getirir (hatırlar) ki bu şekilde davranmakta beis yoktur. (Aksine fazîlet vardır ki bu da, ashâb-ı kirâm (r.a.e.)'e ittibâ‘ etmektir ve ehl-i sünnet şiârıdır.) (M. Alâeddîn, el-Hediyyetü’l-Alâiyye Terc., 345. s.)   HADÎS-İ ŞERÎF “Ramazân orucundan sonra tutulan oruçların en fazîletlisi Allâh’a izâfet ile şereflendirilen Muharrem ayındaki oruçtur. Farz namâzlardan sonra kılınan en fazîletli namâz da gece namâzıdır.” (Müslim) “Farz namâzı kıldığınız zaman her bir farz namâz­dan sonra on defa: Lâ-ilâhe illa’llâhu vahdehû lâ-şe-rîkeleh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve ‘alâ-külli şey’in kadîr deyiniz. Böyle diyene bir köle azâd et­miş gibi ecir yazılır.” (Buhârî)  ... Devamı

1431 hicri yılı kardeşlerime hayırlara vesile olma temenisi ile.

2009-12-17 01:29:00

  Muharrem, Hicrî senenin ilk ayıdır. Hicrî târih, Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’in, Mekke’den Medîne’ye hicretleriyle başlar. Hz. Ömer (r.a.) zamanından mukaddem (önce) Arabis­tân’da bir târih-i mahsûs (husûsî bir târih) yoktu. Bir defa Ka‘b bin Lü’eyy’in vefâtı ve daha sonra Fil hâdisesi, târihe mebde’ (başlangıç) olarak kabûl olunmuştu. Hicretin 21. senesinde Hz. Ömer (r.a.)’e, üzerinde Şa‘bân ayı yazılı bir sened getirilmişti. Hz. Ömer (r.a.), “Bu senedi, geçen se­nenin Şa‘bân’ı mı yoksa sene-i hâliye (bu senenin) Şa‘bân’ı mı olduğunu” sordu. Bu sırada, Hz. Ömer (r.a.), Yemen vilâyeti mâl emîni Ya’lâ bin Ümeyye (r.a.)’den günü, ayı, yılı yerli yerinde düzgün yazılar almağa başlamış; bu şekil, Hz. Ömer (r.a.)’in çok hoşuna gitmişti. Bu da, Muhar-rem’in ilk günü ile, Hicrî târihin başlangıcına vesîle olmuş­tur. Bunun üzerine Meclis-i Şûrâ toplanarak Hz. Alî (k.v.)’in tavsiyesi üzerine Hicret-i Muhammediyye (s.a.v.)’in târihe mebde’ (başlangıç) olması, ittifâk-ı ârâ (re’y birliği) ile kabûl edildi. İslâm târihinde en mühim bir hâdise olan Hicret-i Nebe-vî (s.a.v.)’de Hz. Ebû Bekir (r.a.) âilesinin şerefli ve büyük hizmetleri vardır. Hicret-i Peygamberî (s.a.v), târihin seyri­ni değiştiren mühim bir hâdisedir. İslâm güneşinin Me-dîne-i Münevvere ufuklarında bütün meş‘aleleriyle parlaya­rak, arzın her tarafını aydınlatmağa başlaması bu hicretten sonra başlar. Bu feyizli ve bereketli günün, her müslümân tarafından kutlanması ve müslümân kardeşler arasında tebrîklerin te-âtî edilmesi dînî bir borçtur. Bu hicretle doğan İslâm devle­ti otuz yıl gibi çok kısa bir zamanda Endülüs’ten Çin’e ka­dar, cihânın en kıymetli mıntıkasında insanları, dîn ve vic­dan hürriyetine, sulha sükûna kavuşturmuştur.                (Hz. Mahmûd Sâmî Ramazânoğlu (k.s.), Hz. Ömer (r.a.), 127.s.)   OKUNACAK DUÂLAR VE YAPILACAK ZİKİRLER 1. Aşağıdaki duâ, üç defa okunacaktır: Bi-smi’... Devamı