BERÂT GECESİ KILINACAK NAMÂZ

2009-08-05 16:37:00

Bu gecede yüz rekat namâz kılınır. Bu durumda namâ-zın, her iki rek‘atında bir selâm verilir. Her rek‘atta Fâti­hadan sonra 10 (on) İhlâs-ı şerîf okunur. Dilenirse bu na­mâz on rek‘at da kılınabilir. (O zamân her rek‘atta Fâti­hadan sonra 100 (yüz) İhlâs-ı şerîf okunur ve 10 (on) rek‘atın sonunda bir kerre selâm verilerek namâz tamâ-mlanır.) Bu şekilde kılmak, bütün müstehâb namâzlarda da mervîdir. Selef (r.a.), bu namâzı kılar ve buna “Hayır namâzı” derlerdi. Hattâ bu namâzı, bir araya toplanıp cemâatle de kılarlardı.(Hanefî mezhebinde terâvihten başka hiçbir sünnet namâzı cemâatle kılınmaz.)Hasan-ı Basrî (rh.a.)’in bu namâz için şöyle dediği rivâ-yet olunur: “Allâh Resûlü (s.a.v.)’in sahâbîlerinden otuz ki­şi bana dediler ki:Bu gecede bu namâzı kılan bir kimseye, Cenâb-ı Hakk yetmiş defa nazar eder ve her bir nazar ile onun yetmiş ihtiyâcını giderir. Bu ihtiyâcların en azı da affedil­mektir.”(Hüccetü’l- İslâm İmâm-ı Gazâlî (rh.a.), İhyâ-u Ulûmi’d-din, 1 c, 555. s.)BERÂT GECESİNDE NE YAPMALIYIZ?Gündüzünü mutlakâ oruçlu geçirmeliyiz. Hz. Alî (k.v.)’den “Şabânın onbeşinci günü oruç tutun, gecesin­de kâim olun.” meâlinde İbn-i Mâce bir hadîs rivâyet et­miştir.(Hüccetü’l- İslâm İmâm-ı Gazâlî (rh.a.), İhyâ-u Ulûmi’d-dîn 1 c, 556. s.)Dedikodudan, yalandan, harâma bakmaktan sakınmalıyız. İftârımızı yapıp Allâhü Te‘âlâya şük... Devamı

BERÂT GECESİ VE FAZÎLETLERİ

2009-08-04 09:10:00

Şa‘bân’ın onbeşinci gecesi bir senelik günâhlara keffâ-rettir. Bunun için Şa‘bân’ın onbeşinci gecesine “Keffâret gecesi” de denilir.Yüce Allâh’ın mağfiret hazînelerinin dolup taştığı ve isteyen her mü’mine bol bol ihsân edildiği gecelerden biri de Berât ge-cesidir. Şa‘bân-ı şerîfin 14. gününün akşamı Berât gecesidir.Berât demek “suçtan ve borçtan kurtulmak” manâsına gelir. Böyle bir gecede kul, Rabbine dönüp O (c.c.)’ün dergâhı­na yüz sürerek afv dileyecek olursa, Cenâb-ı Hakk, o kulun gü­nâhlarını bağışlar ve onu kendine dost seçer. Bir hadîs-i şe-rîfte:“Allâhü Te‘âlâ, bu gece ümmetime, Benî Kelb kabîlesi­nin koyunlarının tüyleri adedince rahmet eder.” buyurulmak-tadır. (İbn-i Mâce, Tirmizî)Bu gece mağfiret gecesidir. Bütün günâhlarının bağış­lanmasını isteyen mü’minler şu hadîs-i kudsîdeki çağrıya uymalıdırlar: “Bu gecede istiğfâr eden yok mu, onu mağfi­ret edeyim? Rızık isteyen yok mu, ona (bol bol) rızık vere­yim, herhangi bir sıkıntıya, hastalığa ve belâya duçar olan yok mu, ona da sıhhât ve âfiyet vereyim.”Me’mûr melekler tarafından kulların rızıkları, ecelleri ve di­ğer işleri bu gece yazılır ve tertîb edilir. Vazîfeli melekler, bu­günden i‘tibaren Levh-i Mahfûz’dan insanların hayat hâdisele­rini yazmağa başlarlar ve bu durum, Kadir gecesine kadar de­vâm eder.Nitekim Allâhü Te‘âlâ hazretleri, âyet-i celîlesinde: “Her hikmetli iş o mübârek gecede ayırt edilir. (Rızık... Devamı

Dostluğunuz pamuk ipliğine mi bağlı???

2009-07-25 02:56:00

Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkânı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış ama bulamamış... Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini... Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş arabadan inen yaşlı adam, "Yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer" diye söylenmiş. Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş. Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle. Birden siniri geçiveren ihtiyar,"Zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur, ona nasıl yardım etsem acaba?" diye düşünmeye başlamış. Oysa terzinin düşlediği paltonun sıcaklığı değilmiş. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde dikilmediğini düşünüyormuş. Yaşlı işadam, terzinin yanına yaklaşıp, "Ne o evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim" deyince, "Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman göstermiş" diye yanıt vermiş terzi. Yaşlı... Devamı

Mİ‘RÂC GECESİNDE KILINACAK NAMÂZ

2009-07-18 16:13:00

Mİ‘RÂC GECESİNDE KILINACAK NAMÂZ    VE OKUNACAK DUÂReceb-i şerîfin yirmi yedinci gecesi oniki (12) rek‘at namâz kılınır. Her iki rek‘atta bir selâm verilir. Her rek‘atta bir (1) Fâti­ha ve onbir (11) İhlâs okunur. Namâzdan sonra yüz (100) defa salevât-ı şerîfe ve şu duâ okunur:Allâhümme innî eselüke bi-müşâhedeti esrâri’l- muhib-bîne ve bi’l- hılveti’lletî hassante bi-hâ seyyidi’l- mürselîn. Hîne üsriyet bihî leyletü’s- sâbi’u ve’l-ışrûne en-terhame kalbiye’l- hazîne ve tücîbe da‘vetî yâ ekreme’l- ekremîn. Âmin!      RECEBİN YİRMİ YEDİNCİ GÜNÜ YAPILACAK İBÂDETLEREbû Hüreyre (r.a.)’den rivâyet edilmiştir: Resûlullâh (s.a.v.): Recebin yirmiyedinci günü oruç tutan kimse için, Hâkk Te‘âlâ, altmış ay oruç tutmuş sevâbını yazar. Ve o gün Nebî (s.a.v.) üzerine Cebrâil (a.s.)’ın Allâhü Te‘âlâ tarafından peygamberlik vazîfesini indirdiği ilk gündür.” buyurdular.Hasan-ı Basrî (rh.a.) anlatmıştır: “Abdullâh b. Abbâs (r.a.) Recebin yirmiyedinci günü sabahından i‘tibâren i‘ti-kâfa girerdi. O, öğle vaktine kadar namâz kılardı. Öğle na­mâzını kıldıktan sonra biraz istirahât eder, sonra (dört rek‘at) namâza durur: Her rek‘atta; bir Fâtiha, üç Kadir sû­resi (İnnâ enzelnâhu fî leyleti’l-kadr), elli (50) İhlâs sûresini (kul hüva’llâhu ahad), bir Felâk ve bir N... Devamı

Mİ‘RÂC GECESİ

2009-07-18 16:06:00

Cenâb-ı Allâh’ın emriyle Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) “Burak” adı verilen semâvî bir binek ile bu gecede Mescîd-i Harâm’dan, Mescîd-i Aksâ’ya gitmiştir. Yolculuğun başlangı­cını, Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz şöyle anlatmışlardır: “Ben Kâ‘be’de, Hicr-i İsmâîl’de, uyku ile uyanıklık arasın­da bulunduğum bir sırada, bir de baktım; Cibrîl (a.s.) bana Burak’ı getirdi.” Böylece başlayan yolculuk bir gece içinde ta­mâm olmuştur. Peygamberimiz (s.a.v.) Mescîd-i Aksâ’da iki rekat namâz kılmıştır. “Bana peygamberler gösterildi; onla­ra, imâm olarak namâz kıldırdım.” diyerek Mescîd-i Aksâ’daki namâzı ta‘rîf etmişlerdir. Sonra yine Cebrâil (a.s.) ile birlikte semâya yükselerek “Sidretü’l-müntehâ” denilen kıs­ma geldiği zamân Cebrâil (a.s.), Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’e: “Yâ Resûlallâh (s.a.v.), artık ben ileri gidemem. Eğer bir parmak ileri gidersem yanarım. Daha ilerisi Al­lâh’a ve Habîbine âiddir.” demiştir. Bundan sonra Peygam­berimiz (s.a.v.) “Refref” adı verilen vasıta ile bu ulvî seyâha­te devâm ederek arş, kürsî, cennet, cehennem gibi varlıkla­rı seyretmişlerdir.                                                        (Tebliğ Gazetesi) Mİ‘RÂC-I NEBEVÎ (S.A.V.)Resûlullâh (s.a.v.)’in mi‘râcı hicrette... Devamı